Ben Kimim

 
 
 
 

T-37 İLE MEÇHULE

 
 
Hava Pilot Üsteğmen
Ali PALAS
2. Ana Jet Üs, 122. Filo / Çiğli-İzmir
 

2'inci Ana Jet Üs 122'inci Filo Komutanlığı'nda pilotaj eğitimine devam ettiğim bir dönemdi. İntibak bitmiş, görerek sortilerinde de iyiden iyiye yol almıştık. Havanın yüksek seviyelerde kapalı olduğu ve görüşün düşük olduğu bir gündü. Daha önce gitmediğim, görerek şartlarda arazi yapısına vakıf olmadığım bir çalışma sahasına yalnız görevini uçmak üzere gidecektim. Ancak karışık ve endişeli bir ruh hali içindeydim. Özellikle meteorolojik koşulların da olumsuz cereyan etmesi bu endişelerimi daha da güçlü kılıyordu. Üstelik uçacağım blokta 10-15 tane yalnız uçacak arkadaşım da vardı ve hepimiz endişeliydik. Herkes uçak başı yapmaya başladı. Kalkış saati gelenler birer ikişer piste girmeye, havalanmaya başladılar. O esnada herkesin kulağı da telsizdeydi. Bir öğretmen pilot çalışma sahalarının durumunu rapor edecek idi ve herkesin umudu çalışma sahalarının yalnız uçuşlara müsait olmaması yönündeydi. Fakat beklenen olmadı. Telsizden öğretmen pilotun olumlu kanaat bildirmesi esnasında ben çoktan havalanmış, Yamanlar istikametinde tırmanışa başlamıştım bile... Başımı kaldırıp güneye doğru baktığımı ve acaba beni nelerin beklediğini inceden inceye düşünmeye başlamıştım.

Ama ben daha Yamanlar'ı geçer geçmez telsizden yalnızların iptal edildiği, tüm yalnız trafiklerinin Manisa profili uygulayarak meydana dönmeleri ikazı geldi. O anda bundan daha ferahlatıcı bir şey olamazdı diye düşündüm. Spil Dağı Çiğli uçuşlar için bir kavşak noktasıdır. Yapmam gereken Spil üzerinden kuzeye belirlenmiş olan irtifada ve başta dönüp Manisa'yı geçtikten sonra batılı başlara yönelerek Çiğli dönüş paternine oturmaktı. Ancak Spil'e yaklaşırken benim tırmanmam gereken irtifa 6000-7000 feet'ler iken bulutların 5000 feet'lerde başladığını gördüm. Acaba görerek koşulları muhafaza mı etmeliydim, yoksa belirtilen irtifaa mı tırmanmalıydım? Herkes buluta girmeyip kafasına göre dönerse emniyetsiz olmaz mı diye düşünüp, neyse o olmalı diye karar verdim ve bulut içine girerek tırmandım. 6000-7000 feet'lere tırmandığımda bulut üstü olmuştum. Kuzeye belirtilen başlarda döndüm. Evet burası keser, Manisa üzeri olmuşumdur deyip batılı başlara döndüm ve artık en korkunç anlar başlıyordu. Alçalmam gereken noktaya gelmiştim ama yer görünmüyordu ve havada birbirine yakın bir sürü yalnız trafiği olduğunu biliyordum. Üstelik dağlık bir bölge üzerindeydim. Ama alçalmalıyım deyip yine bulut içine döndüm. Belki de bir 15-20 saniye bulut içinde alçalarak uçtum ama bir 15-20 yıl yaşlandığımı hissettim. Evet buluttan sağ salim çıktım ama neredeydim. Manisa pistini gördüm, sol tarafımdan görmem gereken antenler yerli yerindeydi. Bir an rahatladım ama görüş yine de kötüydü. İlerileri görmeye çalıştım, birden irkildim. Acaba güneye istemeden fazla açılıp şu anda Bornova üzerinde mi uçuyordum? Biraz daha kuzeye açılmaya karar verdim. Artık o andan itibaren panik dalgası tüm benliğimi sarmaya başladı. Ben neredeydim? Bu soruya telaşla cevap ararken bir ara uçağımın yapısal hız limitini bile burun aşağı pozisyonda geçtiğimi fark ettim. Artık kendime gelmeliydim ve kabul etmeliydim. Kaybolmuştum. Bu her şeyi daha kolay kılacaktı. Nitekim kuleye durumu bildirdim. Bana verilen komutlarla trafik paternine dahil olup sağ salim inişimi tamamladım.

Asıl ilginç olan, kesin gözümle gördüğüm nirengiler (Manisa pisti, antenler) olmasına rağmen nasıl kendimi panik dalgasına kaptırıp havada kaybolmaktan öte kendi içimde kaybolmuştum. Üstelik bu uçakta "TACAN" diye bir şey vardı. Niçin hiç aklıma gelmedi? Bulut içine hangi cesaretle öyle dalabildim? Uçağımın yapısal hız limitini nasıl geçebildim? Bu bana çok büyük bir ders oldu. Havada ne olursa olsun önce soğukkanlı olmak gerekir ki doğru kararlar verebilelim. O gün benden başka kaybolanlar da oldu. Tabiki kule ekibine o hak ettikleri baklavaları da hep beraber aldık, helâl olsun.

T-37 "Tweety" Uçağı