Ben Kimim

 
 
 
 
MİLLÎ MUHARİP UÇAK MMU/TF-X'İN
GÖVDE İÇİ DAHİLİ SİLAH YÜKLERİ NASIL OLMALIDIR?
 
 
İrfan SARP
Emekli Hava Pilot Tümgeneral
 

Hürriyet gazetesinde 6 Mayıs 2018 Pazar günü çıkan bir haberde de İngiliz Reuters Ajansına göre ABD Temsilciler Meclisi'nin savunma bütçesiyle hazırlanan yasa tasarısında, Türkiye'ye geçici olarak silah satışının durdurulmasına yönelik bir öneri getirildiği bildiriliyor. Tasarıda Türkiye ile ilgili bir bölüm bulunuyor. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'dan, ABD ile Türkiye ilişkileri konusunda Kongre için bir rapor hazırlanması öngörülüyor ve bu rapor hazırlanana kadar da Türkiye'ye büyük savunma ekipmanlarının satışının bloke edileceği belirtiliyor.

İşte bu noktada, ABD'nin 1970'li yılların ortasında Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosunu da dikkate aldığımızda, eğer F-35'lerin Türkiye'ye verilmesi engellenirse, TF-X uçağımızın en mükemmel performansta imal edilmesinin ne kadar büyük bir önem taşıdığı ortaya çıkmaktadır. Uçağın mükemmel performansı derken de, radarı, aviyonikleri, silah sistemleri, motoruyla birlikte, uçağa radara az görünürlük (stealth) özelliği kazandıran dahili silah yuvasında taşıyacağı mühimmatın ağırlığı, cinsi ve miktarı büyük önem taşımaktadır.

TF-X projesini yakından takip eden bir arkadaşım, 28.04.2018 tarihli e-mailimle ilgili görüşlerini bana bildirirken, TF-X'in dahili silah yuvasında taşınacak olan hava-yer mühimmatın cinsinin, patlayıcı başlığı güçlendirilmiş GBU-39B tipi SDB (Small Diameter Bomb) küçük çaplı bombalar olduğunu izah etti.

SDB mühimmatlarının GBU-39B, GBU-40B ve GBU-53B cinsleri bulunmaktadır. 250 librelik MK-81 bombasını güçlendirmek amacıyla içine yerleştirilen 38 libre (17 kg.) AFX-757 ağırlığındaki yüksek patlayıcı (High Expolosive) itki mühimmatı, bu mühimmatın hassas tapası, bomba güdüm sistemleri, otomatik açılan kanatçıkları ve diğer aparatlarıyla beraber GBU-39B'nin toplam ağırlığı 285 libre olmaktadır. Bombanın üzerine takılan INS ve GPS güdüm sistemleriyle CEP'si (Circular Error Probable) yani hedeflere vuruş hatası çok düşürülmüştür. Mesela, GBU-39B'nin CEP'si 5-8 metre, GBU-53B'nin CEP'si sadece 1 metredir. (NOT: CEP'den bahsedince bizim zamanımızda F-104'lerden attığımız 750 librelik M-117 bombaları aklıma geldi. Bu bombaların güdüm sistemleri olmadığından, CEP tamamen pilotun maharetine kalmaktaydı. Eğer biz 50 feetlik (15 metre) dairenin içinde bir noktaya isabet sağlamışsak, başarılı bir atış yapmış olduğumuz kabul edilirdi).

GPS/INS güdümlü sistemleri bulunan SDB'ler ile yakıt depoları, radar antenleri, silah mevzileri gibi sabit hedeflere taarruz edilebilirken; termal arayıcı ve radarlı otomatik hedef belirleyicilere sahip SDB modelleriyle tank ve araçlar gibi hareketli hedeflerin de tahrip edilebilmesi mümkün olmaktadır. Betonarme yapılara taarruzlarda SDB bombası betonarme malzemeye ancak 3 feet (91.5 santimetre) nüfuz edebilmektedir.

Aşağıdaki fotoğrafta, F-15E Strike Eagle uçağının kanat altı istasyonlarından birine, çift taraflı olarak takılan GBU-39B SDB bombaları görülmektedir. MK-81 bombalarının çapları küçük olduğundan, bir adet 500 librelik bomba yerine bu SDB bombalarından iki adet takılabilmektedir. Ayni şekilde, 1 adet 2.000 librelik bomba yerine SDB bombalarından dört adet takılabilmektedir. SDB bombaları, yüksek irtifadan atıldıktan takdirde, havada açılan kanatçıklarının meydana getirdiği kaldırma kuvveti sayesinde 150 km. mesafeye kadar süzülebilmekte ve böylece bu silahları taşıyan uçak, hava savunma silahlarının etkisine maruz kalmadan uzak mesafeden hedefleri vurabilmektedir.

Yüksekten atıldıktan sonra kanatçıkları açılan SDB bombası uçuş durumunda.

5'nci nesil muharip jet uçaklarında mühimmatın gövde içi dahili silah yuvasında taşınmasının çok önemli iki gerekçesi olduğu bilinmektedir. Gerekçelerden birincisi, uçağın gövde ve kanat altında paylon ve silah yüklerinin içeriye alınmasıyla, yer ve hava radarlarına verilecek ekoları en az seviyeye indiren stealth (radara az görünürlük) özelliğinin kazandırılmasıdır. Silahların gövde içine alınmasının ikinci gerekçesi ise, gövde ve kanat altında bir yük taşımayarak, bunların yaratacağı sürüklemenin (drag) ortadan kaldırılması ve böylece uçağın havada kalış süresinin uzatılmasıdır.

Stealth özelliğine sahip ilk uçak ABD Hava Kuvvetleri için 1980'li yılların ortasında imal edilen F-117 Night Hawk uçağıdır. İlk imal edildiği yıllarda "Hayalet Uçak" diye adlandırılan bu uçağın radara görünmeyen özelliğinden istifade edilerek Birinci Irak Harekâtı esnasında, çok yoğun radar ve füzelerle savunulan Bağdat civarındaki hedeflerin tahrip ve tesirsiz hale getirilmesinde kullanılmıştır. Birinci Irak Harekâtı, diğer adıyla Desert Storm, 17 Ocak 1991 günü saat 03.00'de, F-117 kollarının Bağdat civarındaki Komuta Kontrol Merkezleri, Başkanlık Sarayı ve Savunma Bakanlığı binasına taarruzlarıyla başlatıldı. Diğer hedefler de savaş gemilerinden fırlatılan Tomahawk cruise füzeleriyle vuruluyordu. Harekâtın takip eden günlerinde F-117'ler toplam 1.271 taarruz sortisi icra ettiler. Bu sorti sayısı, koalisyona dahil Hava Kuvvetleri uçaklarının yaptıkları sorti sayısının sadece %1'ini teşkil ediyordu ama taarruz edilen hedefler üzerindeki tahribatın %40'ının F-117'ler tarafından elde edildiği saptanmıştı.

Ancak elektronik ve sensor teknolojilerinde sağlanan büyük gelişmelerle birlikte, stealth uçakların radara görünmezlik özellikleri de giderek azalmıştır. Stealth özelliğiyle imal edilen F-35 uçağının başlıca kullanıcılarından biri olan ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Jonathan Greenert, TIME dergisinin 25 Şubat 2013 tarihli sayısında verdiği bir beyanatta, gelişen elektronik sensorların ortaya çıkmasına bağlı olarak stealth özelliğinin her geçen gün değerini kaybettiğini söylemiştir. (Dergideki ifadenin İngilizcesi şöyledir:"İmproved sensors and computing are eroding stealth's value every day"). Oramiral Greenert'ın F-35'in görünmezlik yeteneğiyle ilgili endişelerini belirtmesinden kısa süre sonra, F-35 uçaklarının diğer en büyük kullanıcılarından ABD Muharip Hava Kuvveti ."Air Combat Command" Komutanı Orgeneral Herbert Carlisle de verdiği bir beyanatta, diğer ülkelerin ABD'nin stealth kabiliyetli uçaklarını tespit ve takip edebilecek yeni satıhtan havaya füzeleri geliştirmekte olduğunu ifade etmiştir. (Beyanatın İngilizce metni şöyledir: (In a statement from the Commander of Air Combat Command, General Herbert J. Carlisle explained that other countries were developing new surface-to-air weapon systems that may possess the ability to acquire, track, and target US stealth aircraft). F-35'lerin en büyük kullanıcıları olan Amerikalı komutanların verdikleri bu beyanatları takip eden günlerde, Ruslar ve Çinliler, yeni teknolojilerle imal ettikleri VHF frekanslı radarlar sayesinde stealth uçakları radarlarında tespit ve takip ettiklerini söylemişlerdir. Kısa süre önce Çinliler, ABD Hava Kuvvetlerinin Güney Kore'deki hava üssünü kullanan stealth F-22 Raptor uçaklarını radarlarında tespit ettiklerini ve uçuşlarını an be an takip ettiklerini beyan etmişlerdir.

Mühimmatın gövde içi dahili silah yuvasında taşınmasının ikinci gerekçesi ise, kanat ve gövde altında hiç bir paylon, silah yükü ve yakıt tankı taşımayarak, bunların yaratacağı sürüklemenin (drag) ortadan kaldırılması; böylece uçağın havada uzun süre kalması ve harekât yarıçapının uzatılmasıdır. Bu özellik çok önemlidir. Çünkü kanat ve gövde altına takılan yakıt tankları ve mühimmat ve bunların üzerlerinde taşındığı paylon ve taşıyıcı aparatları uçağın sürüklemesini önemli ölçüde artırmaktadır. Üs ve Filolarda bulunan dokümanlarda, uçağın cinsine göre gövde ve kanat altında taşıdığı her bir paylon, yakıt tankı ve mühimmatın sürükleme (drag) katsayısı ve uçağın havada kalış süresine etkisi ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla, Amerikalı komutanların, Rusların ve Çinlilerin beyan ettikleri gibi, 5'nci nesil uçakların stealth özellikleri giderek azalsa bile, mühimmatların gövde içindeki silah yuvasında taşınmasının önemi o ölçüde artmıştır ve bir muharip jet savaş uçağı için vazgeçilmez bir özelliktir.

Halen dünyada uçmakta olan 5'nci nesil uçakların GÖVDE İÇİ DAHİLİ SİLAH YUVALARINDA taşınacak hava yer mühimmatlarının ağırlıkları ile; 5'nci nesil olarak imal edilecek Milli Muharip Uçağımız TF-X'in GÖVDE İÇİ DAHİLİ SİLAH YUVASINDA taşınacak hava-yer mühimmatının ağırlığını mukayese etmek faydalı olacaktır.

UÇAK TİPİ

GÖVDE İÇİ HAVA / YER MÜHİMMATI

ABD F-22 Raptor
1.000 librelik MK-83 GBU hassas güdümlü bomba
ABD F-35 Lightning II... 

500 librelik MK-82, 1.000 librelik MK-83 ve 2.000 librelik MK-84 GBU hassas güdümlü bombalar

Rus Sukhoi SU-57

1.460 libre ağırlığında AS-12 güdümlü bomba ve 1.510 libre ağırlığında AS-14 hassas güdümlü bombalar

Rus Mig LMFS:...............

1.460 libre ağırlığında AS-12 güdümlü bomba ve 1.510 libre ağırlığında AS-14 hassas güdümlü bombalar

Çin J-31
1.150 librelik hassas güdümlü bomba
Türk MMU / TF-X
250 librelik MK-81 SDB (Small Diameter Bomb - Küçük Çaplı Bomba)

Yukarıda modelleri verilen 5'nci nesil muharip uçaklara ilave olarak halen geliştirme (development) safhasında olan Güney Kore KAI KF-X, Hindistan HAL AMCA ve İsveç Flygsystem 2020 5'nci nesil savaş uçaklarının da dahili silah yuvalarında 1.000 libre ve üzeri ağırlıkta hava/yer mühimmatı taşınmasının planlandığı anlaşılmaktadır.

Dünyada halen kullanılmakta olan ve geliştirme safhasında bulunan bütün 5'nci nesil muharip jet uçaklarının gövde içi dahili silah yuvalarında 1.000 libre ve üzeri hava/yer mühimmatı taşınması plânlandığı halde, o uçakların benzeri 5'nci nesil olarak imal edilmesi kararlaştırılmış olan bizim TF-X uçağımızın gövde içi silah yuvasında 250 librelik hava yer mühimmatı taşınacak şekilde planlama yapılmış olması üzerinde önemle durulmalıdır.

5'nci nesil muharip jet uçaklarının gövde içinde taşıyacakları hava/yer mühimmatının cinsi, sayısı ve ağırlığı, kullanıcı Hava Kuvvetleri tarafından tespit edildikten sonra uçağın imalatçı firması bu isteğe göre gövde içi silah yuvasının enini, boyunu, derinliğini tasarlayıp silah yuvasını imal etmektedir. Bu silah yuvası uçağın omurgası olarak kabul edilmektedir. Uçağın omurgası olan silah yuvası da uçağın gövdesinin uzunluğu ve hacmiyle doğrudan orantılı bulunmaktadır. Mukayese etmek amacıyla ABD Hava Kuvvetleri tarafından kullanılan F-22 uçağıyla, Türkiye dahil dokuz üretim ortağı tarafından imal edilen F-35 uçağının gövde uzunlukları aşağıda gösterilmiştir:

UÇAK TİPİ

GÖVDE UZUNLUĞU

F-22 18.90 metre
F-35 15.67 metre
TF-X 19 metre

TF-X uçağımızın yukarıdaki listede görülen gövde uzunluğu TAI tarafından açıklanmıştır. TF-X uçağımıza gövde içi silah yuvasının yerleştirilmesinde en başta gelen faktör olan gövde uzunluğunun F-22 uçağından 10 santimetre fazla; F-35 uçağından da 3 metre 32 santimetre fazla olacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla F-22 ve F-35 uçaklarından boyu bir parça uzun olarak imal edilecek TF-X uçağımızın gövde içi dahili silah yuvası boyutlarının, en az F-22 ve F-35 uçakların gövde içi dahili silah yuvalarının boyutları kadar imal edilerek o uçakların taşıdığı 1.000 ve 2.000 librelik mühimmatı taşımasında teknik açıdan hiç bir problemin olmaması gerekir.

28.04.2018 tarihli yazımın bir yerinde TF-X'in gövde içi dahili silah yuvasında taşınması planlanan küçük boyutlu mühimmatla ilgili olarak şu görüşümü ifade etmiştim:

"...................TF-X uçağının gövde içine küçük boyutta düzenlenecek dahili silah yuvasına uygun küçük ebatlı daha güçlü bir mühimmat imal edilse bile, bu küçük çaptaki mühimmatlarla, hiçbir şekilde 1.000 libre ve üzeri ağırlıkta bir mühimmatın meydana getireceği tahrip gücünü elde etmek teknik olarak mümkün olamayacaktır".

Şimdi konunun biraz ayrıntılarına girilmesi faydalı olacaktır. TF-X'in gövde içi dahili silah yuvasında taşınması planlanan SDB - Küçük Çaplı Bomba'nın patlayıcı başlığının ağırlığı ile Hava Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan MK serisi bombaların patlayıcı başlıklarının ağırlıkları, mukayeseli olarak aşağıdaki çizelgede görülmektedir.

BOMBANIN TİPİ BOMBANIN AĞIRLIĞI PATLAYICI BAŞLIĞININ AĞIRLIĞI
MK-81GBU-39B (SDB) 285 libre

96 libre (44 kg) + vuruşta kinetik enerjiyi artıran 38 libre (17 kg) AFX-757 High Explosive

MK-82 500 libre 192 libre ( 89 kg.)
MK-83 1.000 libre 445 libre (202 kg.)
MK-84 2.000 libre 945 libre (429 kg.)

Patlayıcı başlıklarının ağırlıkları dikkate alındığında; 2.000 librelik bir MK-84 bombasının patlayıcı başlığı ağırlığının, 285 librelik bir GBU-39B (SDB) bombasının patlayıcı başlığının ağırlığından yaklaşık 7 misli daha fazla olduğu görülecektir.

Bir hava harekatında hangi cins hedefe hangi cins mühimmatla taarruz edilmesi gerektiğinin hedef analizleri yapılırken kullanılan JMEM (Joint Munitions Effectiveness Manual) dokümanında 250 librelik bir bombanın etkisi ile 2.000 librelik bir bombanın etkisi ve hedef üzerindeki tahribatın derecesi görülebilmektedir. Eğer bir hedefin tahribi için 250 librelik bir bomba yeterliyse, bir yumurtayı balyozla kırmak durumunda kalmamak için 2.000 librelik bomba israf edilmez. Ama JMEM dokümanı bir hedefin tahribi için 2.000 librelik bomba kullanılmasını gösteriyorsa, bu hedefe 250 librelik bomba kullanılması da bir israftır. Irak Harekatı'nda kullanılan bombaların seçimi buna çok güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Birinci Irak Harekatı, diğer adıyla Desert Storm, 17 Ocak 1991 günü Bağdat lokal saatiyle sabaha karşı 03.00'de, F-117 kollarının Bağdat civarındaki komuta kontrol merkezleri, Başkanlık Sarayı ve Savunma Bakanlığı binasına taarruzlarıyla başlatıldı. Diğer hedefler de savaş gemilerinden fırlatılan Tomahawk cruise füzeleriyle vuruluyordu. Harekatın takip eden günlerinde F-117'ler toplam 1.271 taarruz sortisi icra ettiler. Bu sorti sayısı, koalisyona dahil Hava Kuvvetleri uçaklarının yaptıkları sorti sayısının sadece %1'ini teşkil ediyordu ama taarruz edilen hedefler üzerindeki tahribatın %40'ının F-117'ler tarafından elde edildiği saptanmıştı. Bu taarruz sortilerinde Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde bulunan toplam 43 adet köprüden 39 adedi F-117'ler tarafından atılan 2.000 librelik MK-84 LGB bombalarıyla tahrip edildi. Eğer JMEM dokümanlarında gösterildiği gibi bu köprülere karşı 2.000 lb. değil de MK serisi bombaların daha küçük ağırlıktaki 250 lb., 500 lb. ve 1.000 librelik bombalar kullanılsaydı, köprüler yıkılmayabilecekti.

Belki konumuzun biraz dışına çıkacağız ama bir hedefin imha edilmesine ihtiyaç duyulduğunda ne kadar ağırlıkta bir bombaya ihtiyaç duyulacağı tespit edildikten sonra bu bombanın bir fabrikaya sipariş üzerine imal ettirilmesine bir örnek ABD Hava Kuvvetleri için ısmarlanan GBU-43B MOAB bombasıdır. Amerikalılar New York'taki ikiz kulelere 11 Eylül'de intihar saldırıları yapanların Afganistan'da yuvalanan Taliban militanları olduğu gerekçesiyle bu ülkeyi işgal etmiş ve tespit ettikleri Taliban hedeflerini hava taarruzlarıyla etkisiz hale getirmeye başlamışlardı. Amerikalılar, aldıkları bir istihbaratla, Taliban yöneticilerinin ana karargahının, derin bir mağara içinde olan yeri tespit edilmişti. Talibanın üst düzey yöneticilerinin içinde yaşadığı bu mağaranın derinliği de istihbar edildikten sonra burasının tahrip edilmesi için hangi ağırlıkta bir bombanın yeterli olabileceği hesaplanmış ve aşağıda fotoğrafı görülen GBU-43B MOAB ismi verilen 21.700 libre (evet, yanlış okumadınız. 21 bin 700 libre!) ağırlığındaki bomba siparişi verilmiştir.

Özel siparişle imal edilen bu bomba, 13 Nisan 2017 tarihinde, Taliban yöneticilerinin toplu olarak bulunduğu Nangahar eyaletinin Achin şehri yakınlarındaki merkez karargahı mağaranın üzerine bir C-130 uçağından atılmıştır. Taliban karargahının bulunduğu yerin fotoğrafı ile, bombanın atıldığı tarihten bir gün sonra çekilen yukarıdaki fotoğrafta tahribatın derecesi görülmektedir.

Yukarıdaki bu olayı anlatmamın sebebi, bu bombalardan bizim de almamız gerekir şeklinde yorumlanmasın. Her ülke kendisine yönelik tehdide bağlı olarak tespit edeceği öncelikler ve harekât ihtiyaçlarına ve bunlara bağlı olarak Hava Kuvvetleri için gerekli olan mühimmatın sayısını ve cinsini elbette kendisi seçer.

Afganistan'da Taliban üst yönetiminin bulundukları yer altı karargâhının tahrip edilmesiyle ilgili taarruzdan bahsederken, Silahlı Kuvvetlerimizin Afrin harekâtı sırasında ortaya çıkardıkları terörist yuvaları mağaralar bende çağırışım yaptı. Afrin Operasyonu için 20 Ocak 2018 tarihinde başlatılan Zeytin Dalı harekâtında kahraman askerlerimiz, Hava Kuvvetlerimizin muharip uçakları desteğinde Afrin'e girdiklerinde, teröristlerin gizlendiği birbirine bağlantılı kilometrelerce uzunlukta labirent tüneller bulunmuştur. Aşağıya fotoğrafları çıkarılan bu tünellerin kara silahlarıyla, obüs ve ağır havan toplarıyla tahrip edilemeyecek kadar korunmalı oldukları fotoğraflarda belli olmaktadır. Afrin'de olduğu gibi, Kuzey Irak'ta ve yurdumuzun içinde güneydoğu bölgesindeki dağlık alanlarda da hain PKK'ların gizlendikleri mağaralar olduğu basın haberlerinde yer almaktadır. Bu mağaraların da ancak güçlendirilmiş ağır hava silahlarıyla etkisiz hale getirilmeleri mümkün olabilecektir.

Görüşlerimizi aşağıdaki madde başlıkları altında şöyle özetleyebiliriz:

1. Halen envanterimizde bulunan F-4E 2020 ve F-16C/D uçakları en eski modellerinden başlayarak servis dışı bırakıldıktan sonra, açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Türk Hava Kuvvetlerimizin muharip jet uçakları gücünü, 100 civarında temin edilmesi planlanan F-35A uçakları ile 29 Ekim 2023 tarihinde ilk uçuşunu yapması ve 2029 yılından itibaren muharip filolarda yerini alması planlanan 250 civarında Milli Muharip Uçak TF-X'ler teşkil edecektir.

2. ABD'nin 1970'li yılların ortasında Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosu gibi, gelecekte de bir silah ambargosu uygulayabileceği, ABD'nin kanun koyucuları, Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin kısa süre önce verdikleri beyanatlarla su yüzüne çıkmıştır. Böyle bir uygulama yapıldığı takdirde her halde bundan en fazla Hava Kuvvetlerimizin F-35 projesi olumsuz yönde etkilenecektir. F-35A'ların temininde ve idamesinde ABD'nin uygulayabileceği silah ambargosu yüzünden bir kısıtlamaya uğranıldığı takdirde, TF-X filolarımız, Türk Hava Kuvvetlerimizin yegane muharip uçak gücünü teşkil edecek uçak tipleri olacaktır. Bu sebeple F-35 uçakları envanterimizde yokmuş gibi farz edip, TF-X uçağımızın en mükemmel performansa sahip bir uçak olarak imal edilmesi hayati önem taşımaktadır.

3. Muharip uçakların performanslarının mükemmelliği, en başta motoru olmak üzere, radarı, aviyonikleri, silah sistemleri, taşıyacağı yakıt ve silah yüküyle değer kazanmaktadır. Sayılan bu parametreler içinde TF-X uçağının gövde içi silah yuvasında taşınacak hava/hava ve hava/yer mühimmatının cinsleri, sayıları ve ağırlıkları da hayati öneme sahip bulunmaktadır.

4. 2029 yılından itibaren filolarda yerini alması planlanan TF-X uçaklarımızın 2070'li yıllara kadar envanterimizde kalacağı farz edilmektedir. Dolayısıyla harekât ihtiyaçlarımız için halen yeterli olabileceği düşünülen 285 librelik küçük çaplı SDB mühimmatlarının, çok uzun vadede yeterli olamayabileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

5. Uçağın omurgasını teşkil eden gövde içi dahili silah yuvasında gelecekteki harekât görevlerimiz için 250 libreden daha ağır bir hava/yer mühimmatının taşınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu mühimmatın taşınması için TF-X uçağının ana omurgasını değiştirmek ve büyültmek, uçağı yeniden imal etmek kadar olmasa bile, uçağın gövdesi üzerinde çok büyük mühendislik çalışmaları ve yapısal tadilat işlemleri yapılmasını gerektirecektir. Bu işlemlerin uygulanmasının hem büyük zaman kaybına hem de paraya mal olacağını tahmin etmek güç değildir. Bütün bu gerçekler göz önüne alındığında, 5'nci nesil TF-X uçağımız sıfırdan imal edilirken, bu uçağın gövde içinde taşıyacağı silahların cinsleri, miktar ve ağırlıklarıyla ilgili kararın doğru verilmesinin ne kadar hayati önem taşıdığı ortaya çıkmaktadır.

6. TF-X uçağımızın imalat projesinden sorumlu Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile imalatçı firma TAI yetkilileri, değişik tarihlerde basına yaptıkları açıklamalarda, TF-X uçağını gelecekte yabancı ülkelere pazarlamayı düşündüklerini ifade etmişlerdir. Bu amaca yönelik olarak yabancı ülkelerde tertiplenen havacılık fuarlarında TF-X'in tanıtımı ve pazarlamasını yapmaktadırlar. Eğer bir muharip uçak yabancı ülkelere pazarlanacaksa, o uçağın her şeyden önce dünyada rakipleri olan diğer muharip uçakların sahip oldukları uçuş performansı kadar, taşıdıkları silah yüklerinin ağırlık ve sayılarının da dikkate alınacağı tabiidir. Bir yabancı ülke, satın almak için değerlendirdiği iki namzet uçaktan biri gövde içi silah yuvasında 250 librelik bomba taşıyabilirken diğeri 1.000 libre ve üzeri bomba taşıyorsa, elbette daha ağır silah yükü taşıyan uçağı tercih edecektir.

7. Hava Kuvvetlerimizin envanterine girmesi planlanan F-35A uçakları, gövde içi dahili silah yuvalarında hava/hava füzelerine ilave olarak MK serisi mühimmattan 500 lb, 1.000 lb. ve 2.000 libre ağırlıktaki hassas güdümlü bombaları taşıyabilmektedir. TF-X uçaklarımızın da gövde içi dahili silah yuvasında aynen F-35 uçaklarında olduğu gibi, MK.serisi 500 lb, 1.000 lb ve 2.000 libre ağırlıktaki bombaları taşıyacak şekilde planlama yapılmasının gerektiğine inanılmaktadır.

İrfan Sarp
7 Mayıs 2018
E-mail adres: isarp56@gmail.com