Ben Kimim

 
 
 

LİMİT HAVADA İNİŞ

 
Hava Pilot Tuğgeneral
T. Fikret ERBİLGİN
142 nci Her Hava Önleme Filosu
 

Akıncı Meydanı'nda F-104 Starfighter uçaklarıyla uçtuğumuz 142 nci Her Hava Önleme Filosunda her zamanki ki gibi sabah brifinginden çıktık. Hava kapalı, gece başlayan ve gün boyunca devam eden yağmur, alt tavan ve görüş GCA minimumlarının (200 feet, 800 metre) altında, nitekim uçuş kesik. (F-104 "STARFIGHTER" uçağının fotoğrafları ve teknik özellikleri için tıklayın)

Ancak filomuzun şanına yakışır şekilde "her havada görev yapmak" bizim işimizdi ve her zamanki gibi uçuşun açılmasını sabırsızlıkla bekliyorduk. Nihayet öğleye doğru GCA minimumları yakalandı ve uçuş açıldı.

Limit havalarda pist başı, kule ve GCA gibi uçuşu takip eden yerlerde, konsollarda tecrübeli personel yer alırdı. O gün de çok tecrübeli öğretmen pilotlarımızdan birisi pist başı nöbetçi subayı idi. GCA'da da yılların tecrübesiyle, yaptırdığı hassas yaklaşmalarla ün yapmış, hepimizin güvenini sağlamış en kıdemli operatör, konsol başındaydı.

İkili önleme kolunun 2 numarasıydım ve o zamanlar liderin kategorisi neyse numara da o kategoride uçabiliyordu. Geçmişte de böyle havalarda uçmuştum. GCA minimumları 1 nci kategoriye müsait olduğu için liderimin kolunda 3 ncü kategori pilot olarak kalkış yaptım.

Üst tavanı bulmak için devamlı bulut içinde tırmandık fakat artık bulut üstüne çıksak bile önleme görevinin verimli olamayacağı düşüncesiyle aslî görevi iptal edip yedek görev olan mahallî alet uçuşuna geçtik.

Bütün alçalmaları kolda yaptık. İniş istikameti 03'e idi. Her alçalmada pist görüşünü GCA minimumlarında sağlıyorduk ki, kolda son inişe karar verdiğimizde GCA minimumlarında pisti göremedik. Liderim GCA kare paterni ile tekrar alçalmak üzere pas geçişe karar verdi. Pas geçiş esnasında pisti görüyorduk ancak doğal olarak pist altımızda kalıyor ve biz yüksek kalıyorduk. Görüş ve alt tavan ise şaşırtıcı biçimde bir anda müsait oluyordu.

O zaman anladık; son yaklaşmada şiddetli yağış ve alt tavanın sarkmış olması mail görüşü azaltıyor ve pisti göremiyorduk. Zaten pist başı nöbetçi subayı da yerden bizim iniş farlarımızı biz pist başını görmeden görüyor, yaptığı ikazlarla son yaklaşmaya rötuş yapma imkânı veriyordu. Tabii farlarımızı görebilirse...

GCA kare paterni sonu aynı senaryo gerçekleşti, pisti gördüğümüzde iniş için çok geçti ve liderim telsizden: "Batıya tek tek rüzgâr altı yapacağız, rüzgâr altından son dönüşle ineceğiz, fazla açılma, beni takip et!.." diye ikaz etti.

Rüzgâr altı irtifaımız alt tavan nedeniyle AGL+500 feet civarıydı. (Olması gereken AGL+1500 feet) Rüzgâr altında son dönüşe kadar silik bir görüşle, ıslak olmasından dolayı yansıyan parlaklıkla pisti siluet halinde görebiliyordum. Öndeki liderimi de görüyordum. Fakat son dönüş noktasına yaklaştığımda önce liderimi bilahare pistle olan görüşümü kaybettim.

Dikey görüş ise müsaitti. Kendime göre son dönüşe başladım. Bu arada telsizden liderimin pisti gördüğünü ve indiğini duymak beni biraz rahatlatmıştı. Demek ben de görebilecektim. İrtifa kaybı ile beraber dönüşe devam ettim. Dikey görüşten yerde kendime bir nirengi arayarak yeterli açıyla dönüp dönmediğimi kontrol etmek istedim. Zira limit havalardaki alçalmalarda yerdeki nirengilerden de istifade ediyorduk.

Aşağıda bir yolu belli bir açıyla kestiğimi görüyordum. Bu yol üssün nizamiyesinden (bu günkü eski nizamiye) Ayaş yoluna çıkan yoldu. Acaba bu yolu son dönüşte bu açıyla mı kesiyorduk? TACAN ibresi de bir fikir veriyordu ama fazla düşünecek ve iniş istikametini sağlıklı elde edecek bir konumda değildim.

Gözüm dışarıda dönüşe devam ettim ve iniş istikameti olan 030 başı karşıladım. Tam altımı hâlâ görüyordum. Bana göre emniyetle(!) yaklaşıyordum. Bir anda ön siper camının içerisinden zayıf bir kırmızı ışık, hemen akabinde kırmızı çatı ikaz ışığının olduğu 141 nci Filo hangarının üçgen şeklindeki üst çatısını siluet halinde gördüm. Nişangâhın içini dolduruyordu. Alt kısmı ise burnun altındaydı ve görünmüyordu. Pist istikametini taşmış, meydan doğusundaki 141 nci Filo bölgesini karşılamıştım.

Gaz kolu ile beraber lövyeyi çektim, "bana göre rahatlıkla pas geçebilirdim" ve "bana göre de öyle oldu(!)" Neticede pisti biraz taşmıştım ve hangarın üzerinde de öyle korkulacak kadar alçaktan da geçmemiştim. Hangarın üzerinden geçmemle birlikte meydanın her tarafını görüyordum. Bu anda pist başı ve kulenin canhıraş ikazları telsizi dolduruyordu.

Kule niyetimi sordu. Pas geçişle birlikte GCA kare paterni talep ettim. Yakıta baktım, bingo idi. İçimi bu alçalmada da pisti göremezsem ne yapacağım korkusu sarmıştı. Yedek meydanlarda da hava durumunun pek farklı olmadığını ve yedek meydana yapılacak inişin de kritik yakıtla olacağını düşünüyordum. Ne yapıp edip inmem(!) gerekiyordu.

Koşullar böyleyken o GCA operatörünün kendinden emin tok sesi bana güven veriyordu.

Alçalma piste hafif yüksek kalmakla ama emniyetli inişle sonuçlandı. İndikten sonra etrafıma baktım. Her havada uçarım duygusu ve güveni bedenimi sarmıştı.

Park yerine geldiğimde bir kalabalık beni bekliyordu. Başta liderim olmak üzere hat personeli geçmiş olsun dileklerini söylüyorlardı. Liderim bana sarıldı, ben inene kadar uçağı terk etmemiş ve telsizden inişimi takip etmişti. Rüzgâr altı kararının pişmanlığından bahsediyordu. Bense son dönüşte liderimi ve pisti kaybetmemem gerektiğini düşünerek onu teselli ediyordum. Ne oldu da geçmiş olacaktı? Havacılıkta böyle şeyler olurdu.

Filoya geldik. O gün ikili kollar halinde sekiz uçak uçmuştuk. Diğer filolar (141 nci Filo, Şahin Filo) uçmamıştı. Son kol bizdik ve hava daha da kötüleşiyordu. Filoda her havada uçmanın tatmin edici havası vardı. Fakat bir süre geçtikten sonra yerden uçuşumuzu izleyenler bir bir anlatmaya başladı.

Pist başı: Farlarımı görememişti, çünkü pist başının beklediği istikametten değil yaklaşık 60 derece farklı istikametten çıkmıştım. Farlarımı gördüğünde "çevre yolundan gelen kamyon" sanmış. (Kritik anlarda yaptığı nükteleriyle hepimizin sevgisini kazanmış bir ağabeyimizdi.)

141 nci Filo ve Hangar Personeli: Dışarıdan izleyenler hangarın üzerinden 1 ilâ 3 m arasında geçtiğimi söylediler. İçerdekiler ise hangarda sarsıntı ve gürültü hissettiklerini ve kendilerini dışarıya attıklarını söylediler. (Hatta bazıları içerideki tavandan toz döküldüğünü söylediler.)

Şahin Filo Öğretmenleri: Mesai bitiminde şehre çıkmak için otobüsün kapısından binerken en önde oturan öğretmenimiz: "Gel bakalım CPX Kaza Kırım!" dedi. "CPX Kaza Kırım" ifadesinin sanal anlamda kaza kırım anlamına geldiğini burada öğrendim. Diğer taraftan da beni tebrik ediyorlardı. İkinci doğum günüm için... Ben de hangardakileri...